Arkeolojiden Sanata: Pazırık Halısı

Arkeoloji.tv ekranlarında yayınlanan Arkeolojiden Sanata programının bu haftaki konusu Pazırık Kurganları idi. Arkeolog Teslime Karaaslan'ın sunduğu programın daimi konuğu olan Doç. Dr. Erol Yıldır, dünyanın en eski halısı olan Pazırık Halısındaki motiflerin Türk kilimlerinde hâlâ yaşadığını söyledi. "Kurgan eski step Avrasya toplumlarında mezar şeklidir. Kelime anlamı ‘’koruyandan’’ gelişerek Kurganın ortaya çıktığı biliniyor." diyen Erol Yıldır, tarihi kurganın İki Rus arkeologu Sergej Rudenko ve Mikhail Griaznov tarafından bulunduğunu hatırlattı ve "1.Dünya savaşı sonrasında Pazırık bölgesinde kalıntılara rastlıyor ve arkeoloji kazılarına başlıyorlar. Fakat savaş sebebiyle kazılar sekteye uğruyor. Daha sonraki kazılarda bölgede ilginç buluntular ortaya çıkıyor" dedi. Doç. Dr. Erol Yıldır programda Dünyanın en eski halısını da anlatarak şunları söyledi: "Pazırık’ta bugün Gördes’te yapılan halı dokuma tekniğinin en eski örneği sayılan Pazırık Hun halısı çıkıyor ki desimetre karesinde binden fazla düğüm olan halıdan bahsediyoruz, dünyanın en eski halısıdır. Bunun dışında keçe malzemeler ile yapılmış duvar yaygılarına rastlıyoruz. Bu yaygıların günümüz Türk sanatındaki yeri çok belirgindir. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz. Birincisi farklı boyutlarda yapılmış keçe yaygıları üzerinde balık sırtı, baklava dilimi ve yuvarlak şekilde damgalardan oluşan kompozisyon şekillerini günümüz Türk halılarında görebiliyoruz. Yine duvar keçelerinde yer alan hayali yaratıklar bir dağ keçisine saldırır. Dağ keçisi çok natüralist işlenmiştir fakat hayali varlık kanatları kartal kanadı pençeleri vahşi bir kuş pençesi gövdesi aslan gövdesi başı hayali bir varlığa ait olan grifon ile betimlenir. Bu yaratıklar keçiyi kaparak uzaklaşır. Bu hayali yaratığı bir Azrail bir ölüm meleği olarak yorumlayabiliriz. Dağ keçisi aynı zamanda eski Göktürklerde aile ikonudur. Eski yazıtlardan olan Bilge Kağan kitabelerinin ön yüzünde Göktürkleri temsil eden damgadır" Yıldır, "Eski Türk yurdunda olması ve burada çıkan buluntuların günümüz Türk sanatı ile olan bağlantılarının benzerliklerinin olması aynı zamanda bu buluntuların başka Türk yurtlarında da elimize ulaşması Eski Türklere ait olduğunu gösterir. Pazırık üzerinde daha çok çalışılması gereken ve Türk sanatına anaçlık yapabilecek birikime sahiptir" dedi.